31 Mart 2013 Pazar



Bu da geçen yıldan katlı pantolon...




Köpeklerim insan olsaydı kesin terzi olurlardı. (Benden becerikli olacakları kesin...) Ne zaman dikişe otursam benden önce kumaşın üzerine yatıyorlar, makası koklayıp yalıyorlar. Onlar kumaşın üzerindeyken kumaşı kesmek bir eziyet. İtişe kakışa dikiş dikiyoruz beraber. İş bittikten sonra da üzerine yatıyorlar büyük bir iş başarmış olmanın edasıyla.İşte dün beraber diktiğimiz etek...


Önü veya arkası...




Hava çok güzel, fırsat bu fırsat kuşlarımı güneşlenmeleri için çıkardım.


29 Mart 2013 Cuma

Yeni bir çanta yaptım. Hafta içi yoğunluktan hiçbir şey yapamıyordum. Bu çanta bugün bitti sonunda...

Batiği çocukluğumuzdaki gibi ip baskı ile yaptım sonra da üzerine adamları çizdim. Boncuk, pul, biraz da iple bitti işte...O kadar basit ki...Günlerce uğraşmaya hiiç gerek yok....

Artık evde hint bülbüllerim de var...

Bu erkek olan :)


Bu da dişisi...


24 Mart 2013 Pazar

Bugün yaptığım kolyem



Bahar geldi ya...





Evde en sevdiğim köşeler


Kadınlar günü hediyem :)


meksika biberlerim, yapraklarını döktü ama bu hali de güzel, köpeklerim biberleri yemeye bayılıyorlar.Onlar da meksika kökenli ondan mı acaba...


Hediye ve hatıra köşesi...


Hediye demişken üç maymun üçlemesi :)




Diyarbakır köşesi...


Sadece çöp değil taş da topluyorum :)



Adını bilmediğim bir ağacın tohumundan yaptığım kolye...
 

Uzak uzak uzak doğu...


Yine artan kumaşlardan kuşlar ya da tavuklar...




şallarım...


Deniz kabukları, sarımsağın dişlerinin birleştiği yer, boncuk moncuk gerisi de gördükleriniz...






Çantalar...

Artık kumaşlar ve ilk kez kullandığım kumaş boyası kalemleri...



Annemin yastık kılıfı, eldivenden artan ipler, kırılan aynamın parçaları ve çantam...


Bu şaldı aslında sonrasında bir kısmı fermuarın arasına sıkıştı. Ben de çanta yaptım.


Bu da ön cebinin detayı...



Kot pantolon, gömlek, yastık kılıfları, ordan burdan artan ipler, boncuklar...


Takılar...


Büyük bir hevesle internetten kil sipariş ettim. Eve geldiğimde kapıda bir not. Siparişiniz gelmiştir, alınız. Koşarak kargoya gittim. Yirmi beş kilo kil. Eve kadar sırtımda taşıdım. Bitmek üzere olan kilden bazı takılar...



Bitenlerden bazıları...




Bitmemiş bir kalemlik ve güzel kızım....



Çoban Ailesi...


Mutlu Adam...



Analık...


Üç haftalık kurstan sonra yaptığım ilk tabak...Sırlanınca ve pişirilince kil daha bir güzel oluyor... Bu tabak kurs sonrasında yapılan sergide 75 tl ye satılıyordu. Bilin bakalım kim aldı? 




Önce resimler...

Yapacak hiçbir şey olmadığında resim yapın...



Yemeğin pişmesini beklerken....


Goya'nın Hayaletleri'ni izledikten sonra....



Bu tuval berbat bir tuvaldi. Kalın bir bez...O kadar çok boya yedi ki... Bu pahallılıkta boya almak kolay mı?



Şaheserim...  O plastik gül var ya, işte o çook değerli. Sevgili iş arkadaşımın hediyesi...



Bu resim daha bitmedi. Bir ara bitecek umarım...

Yayın hayatıma başlamış bulunmaktayım.

Öncelikle yaptıklarım...

Ama nasıl başladığımı yazayım. Kahve pişirirken aklıma geldi bu fikir. Ben de canı sıkıldıkça ıvır zıvır yapanlardanım işte. Eee bu kadar yapmışım paylaşmamak olur mu? Elbette olmaz. Bunları paylaştıktan sonra neler paylaşacağımı bilmiyorum. Siz yine de dikkatli olun! Karşınıza neler çıkacağını ben bile bilmiyorum. 




Kahveyi köpüklü yaparım ama asla köpüklü kahve içemem. Şekersiz ve köpüksüz olmalı. Neden iki fincan?Mankenimin kahvesi o da :)